F. Müjde Çetin

Müjde’nin Kaleminden

Aile şirketlerinde devir, devir günü başlamaz

F. Müjde Çetin · 17 Ağustos 2026

Bir aile şirketinde devir konuşulmaya başlandığında masada genellikle iki cümle dolaşır. Birincisi: “Zamanı geldi.” İkincisi: “Hazır mı acaba?”

İkinci cümle, çoğu zaman birincisinden yıllar sonra sorulur. Mesele de tam burada.

Herkes aynı şeyde hemfikir

Deloitte Private'ın 2026 araştırmasına 35 ülkeden 1.587 aile şirketi veri sağladı, konuştu. Şirketlerin %85'i devir planlamasının kritik olduğunu söylüyor.

%85. İş dünyasında bir konuda bu kadar geniş bir mutabakata sık rastlanmaz.

Demek ki mesele bilmemek değil.

Öyleyse nerede takılıyoruz

Aynı araştırma devirdeki en büyük engelleri de sıralıyor. İlk üçü birbirine çok yakın oranlarda:

  • Yeni kuşağın yeterince nitelikli olmaması
  • Uygun bir halef bulmakta zorluk
  • Mevcut liderliğin kontrolü bırakmakta isteksizliği

Bu üçüne uzun uzun baktım. Üçü de aynı yere çıkıyor: kimse zamanında hazırlanmamış.

“Yeterince nitelikli değil” bir kader cümlesi değildir. Çoğu zaman “henüz hazırlanmadı”nın kibar söylenişidir. Kimse doğuştan yönetim kurulu okumayı, kardeşiyle ortaklık müzakere etmeyi ya da kurucunun gölgesinden çıkmayı bilmez. Bunlar öğrenilir.

Üçüncü madde ise en az konuşulanı: kurucunun bırakamaması. Bu da bir yetersizlik değildir. Bir ömrün karşılığı olan bir şeyi devretmek, devralmak kadar hazırlık ister.

Hazırlıksızlığın faturası maaş değildir

Hazırlıksız bir veliahtın maliyeti, ona ödenen maaş değildir.

Yanlış stratejik kararlar, kaçırılan fırsatlar, bozulan ekip morali ve şirketten ayrılan nitelikli yöneticiler eklendiğinde fatura kat kat büyür. Üstelik bu kalemlerin hiçbiri bilançoda kendi adıyla görünmez. Fark edildiğinde de genellikle geç kalınmış olur.

%13'ten %26'ya

Araştırmanın en dikkat çeken bulgusu şu: bugün aile şirketlerinin %13'ü, mevcut neslin görevi biterken şirketin başına aileden olmayan birinin geçeceğini öngörüyor. Bu oranın yakın zamanda iki katına çıkması bekleniyor.

Yani giderek daha fazla aile şirketi, devirden sonra dizginleri aileden birine değil, dışarıdan bir profesyonele bırakmak zorunda kalacak.

Burada konuyu peşinen netleştirmek isterim, firmanın başına bir profesyoneli koymak “başarısızlık” değildir. Dışarıdan bir CEO getirmek, çoğu zaman doğru ve cesur bir karardır.

Ancak aileden birinin “yetişmemiş olması” sebebiyle bir zorunluluk da olmamalıdır.

Fark burada. Hazırlıklı bir aile için dışarıdan CEO bir tercihtir. Hazırlıksız bir aile için bir mecburiyettir. İki durumda da aynı koltuğa aynı insan oturabilir — ama biri stratejiyle, diğeri çaresizlikle.

Hazırlık ne zaman başlamalı

Veliaht koçluğu genellikle birinin lider olacağı kesinleştiğinde başlayan bir hazırlık olarak düşünülür.

Bence doğru yöntem, koçluğun liderlik potansiyelinin görünür olduğu anda başlamasıdır.

Aradaki fark yıllara tekabül eder. Ve o yıllar, “hazır mı acaba?” sorusunun cevabını belirleyen belki de en önemli faktördür.

Hazırlık neyi kapsar

Bu iş yalnızca teknik yetkinlik meselesi değildir. İki ayrı ustalık gerekir.

Teknik tarafta: devir sürecinin kendisi, yönetim kuruluna hazırlık, karar alma, stratejik düşünme.

İlişkisel tarafta ise asıl zor kısım: kurucuyla ilişkiyi ve rol geçişini yönetmek, aile ile şirketi ayırabilmek, kardeşler ve kuzenler arasında dengeyi kurmak, görünürlük ve otorite inşa etmek, beklenti yükünü taşımak, egoları yönetmek ve doğru sözcükleri seçmek.

Aile büyüklerinizi incitmeden şirketi kendi doğrularınızla yönetmek, iki ayrı ustalık ister.

Eğitim tek başına neden yetmiyor

Birçok firma üst yönetime yetiştirdiği aile bireyini, tercihen yurt dışında, nitelikli bir liderlik programına yollayınca sorunu kökten çözeceğini varsayar.

1997'de bir kamu kurumunda yapılan bir çalışma bunu ölçtü. Yöneticilere önce klasik bir eğitim verildi; verimlilik %22 arttı. Aynı eğitimin ardından sekiz hafta birebir koçluk alan grupta artış %88'e çıktı.

Çalışmanın sınırlarını da belirtelim, örneklem küçüktü, kontrol grubu yoktu ve tarihi eski. Yine de gösterdiği şey sahada gördüğümle örtüşüyor. Eğitim bilgiyi verir; bilginin davranışa dönüşmesi birebir çalışmayla olur. Her yöneticinin/yönetici adayının ihtiyacı, tıpkı parmak izi gibi kendine özgüdür, dolayısıyla çözümü de öyle olmalıdır.

Bir veliahtın öğrenmesi gereken şeylerin çoğu da zaten sınıfta öğretilemez. Kurucu nesille nasıl konuşacağı, kardeşine nasıl “hayır” diyeceği, ilk kez itiraz edildiğinde ne yapacağı, kısaca teknik ve artistik puanları nasıl toplayacağı tek tek ve onun şahsi süratine göre çalışılır.

Son söz

Devir aslında spesifik bir gün değildir. Bir süreçtir. Ve o süreç, kimsenin devirden söz etmediği yıllarda başlar.

Bugün “hazır mı acaba?” diye soruyorsanız, ihtiyacınız olan cevap ona hazırlanması için kaç yıl verdiğinizde ve yanına akıl ortağı olarak kimi koyduğunuzda saklıdır.

Veliahtlar bu yolculukta kendilerine ne yapacağını söyleyen kişilere çok alışıklar. Lakin bu telkinler arzu edilen etkiyi göstermiyor. Onlar rahatça soru sorabilecekleri birini arıyorlar. Yargılamayan, o kademelerde kendisi de oturmuş, işin tekniğini de insanın psikolojisini de bilen, samimi birini.

Ben bu masaya yıllardır bu rolle oturuyorum. Tercih edilmeyi kıymetli buluyorum. Asıl keyif ise nerede biliyor musunuz? Bir veliahtın kendi sesini bulduğu anı görmekte ve onunla o dakika göz göze gelmekte…

Kaynaklar

  • Deloitte Private, “Family Business Succession Planning and the Next Generation, 2026” — 35 ülkeden 1.587 aile şirketi.
  • Olivero, Bane & Kopelman, “Executive Coaching as a Transfer of Training Tool”, Public Personnel Management, 1997.

İlgili çalışma

Veliaht Koçluğu

Nasıl çalışıyor?

F. Müjde Çetin
Strateji Danışmanı · Düşünme Ortağı · Çözüm Sanatçısı

Bütün yazılar